Home / Genel / batma acısı duymak

batma acısı duymak

batma acısı duymak ne demek? batma acısı duymak anlamı nedir? batma acısı duymak gibi soruların yanıtı ve batma acısı duymak ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. batma acısı duymak ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. batma acısı duymak kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

batma acısı duymak

  1. (en) Prick

Türetilmiş Kelimeler (bis)

batma, batmak, batmamak, batman, batmayan yıldız, batma, batmak, batman, geğrek batması, batmaz

batma

  1. Yıkılma, çökme.
  2. Yok olma, inkıraz.
  3. Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi.
  4. Batmak işi.
  5. Bir gökcisminin (Ay, Güneş, yıldız v.b.) gözerimi altına inmesi.
  6. (en) Decadence.
  7. (en) Ruin.
  8. (en) Setting.
  9. (en) Shipwreck.
  10. (en) Smash.
  11. (en) Sting.
  12. (en) Stitch.
  13. (en) Sinking.
  14. (en) Foundering.
  15. (en) Decline.
  16. (en) Decay.
  17. (en) Financial collapse.
  18. (en) Bankruptcy.
  19. (en) Piercing.
  20. (en) Entry.
  21. (en) Prick.
  22. (en) Decline and fall.
  23. (en) İmmersion.
  24. (en) Submergence.
  25. (en) Submersion.
  26. (fr) Coucher

acı

  1. Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı.
  2. Tadı bu nitelikte olan
    Örnek: Acı kahvesini yudumluyordu. T. Buğra
  3. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ıstırap
    Örnek: Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi. P. Safa
  4. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem
    Örnek: İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir. Y. Z. Ortaç
  5. Koyu (renk)
    Örnek: Sıcak iklimlerde bu mevsim, tek renktedir, sadece acı yeşildir. R. H. Karay
  6. Keskin, hoşa gitmeyen, şiddetli
    Örnek: Acı poyraz kuvvetle esiyordu. O. Kemal
  7. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, korkunç
    Örnek: Acı söz insanı dininden çıkarır. Atasözü
  8. Kinin ve diğer bazı alkoloitlerle kafein gibi değişik maddelerin, suda seyreltilmiş çözeltilerinin oluşturduğu tat veya bu tadı veren saf veya karışık maddelerin duyusal özelliği.
  9. (en) Bitter.
  10. (en) Peppery.
  11. (en) Brackish.
  12. (en) Acrid.
  13. (en) Biting.
  14. (en) Painful.
  15. (en) Sorrowful.
  16. (en) Lamentable.
  17. (en) Grievous.
  18. (en) Tragic.
  19. (en) Cutting.
  20. (en) Poignant.
  21. (en) Sardonic.
  22. (en) Scathing.
  23. (en) Shrill.
  24. (en) Splitting.
  25. (en) Harsh.
  26. (en) Severe.
  27. (en) İncisive.
  28. (en) Pungent.
  29. (en) Trenchant.
  30. (en) Vitriolic.
  31. (en) Pain.
  32. (en) Ache.
  33. (en) Hurt.
  34. (en) Sting.
  35. (en) Gnawing.
  36. (en) Acid.
  37. (en) Acrimonious.
  38. (en) Affliction.
  39. (en) Agitation.
  40. (en) Anguish.
  41. (en) Astringent.
  42. (en) Distress.
  43. (en) Grief.
  44. (en) Heartache.
  45. (en) Heartbreak.
  46. (en) Pang.
  47. (en) Piercing.
  48. (en) Rank.
  49. (en) Sorrow.
  50. (en) Suffering.
  51. (en) Tart.
  52. (en) Tribulation.
  53. (en) Hard.
  54. (en) Sour.

duymak

  1. Bilgi almak, öğrenmek, haber almak.
  2. İşitmek, ses almak
    Örnek: Çamaşırcı Fatma kadın annemin duymayan kulaklarına yalvarıyor. Y. Z. Ortaç
  3. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek
    Örnek: Yüzme denilen mucizeyi ancak beş altı sene sonra avuçlarımızın içinde duyabilecektik. B. R. Eyuboğlu
  4. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.
  5. Bir ruh durumu içine girmek
    Örnek: Hakiki bedbahtlar, sefaletlerini birdenbire açığa vurmaktan utanç duyarlar. R. N. Güntekin
  6. Sezmek, fark etmek, hissetmek
    Örnek: Güzel olmasın, fakat ruhu olsun, bir şey duysun. H. C. Yalçın
  7. (en) Owe.
  8. (en) Bear.
  9. (en) Hear.
  10. (en) Come to know.
  11. (en) Feel.
  12. (en) Catch.
  13. (en) To hear.
  14. (en) To hear about.
  15. (en) To hear of.
  16. (en) To feel.
  17. (en) To sense.
  18. (en) To be aware of.
  19. (en) To perceive.
  20. (en) To experience.
  21. (en) To have the sensation of.
  22. (en) To get wind of sth.

prick  

  1. İğneleme, iğnelenme
  2. Sivri uçlu alet
  3. Diken
  4. B.D., (argo) penis
  5. Diken batması gibi ağrı
  6. İğne delmesi, diken batması
  7. (eski) üvendire
  8. Hafifçe delmek, iğne veya diken sokmak
  9. Mahmuzla dürtmek
  10. Vicdan azabı vermek
  11. Batma acısı duymak
  12. İğne batırmak, diken batırmak, delmek, vicdanını sızlatmak, listede işaretlemek, dikmek (bitki), vurmak (silahla), yaralamak

yıkılma

  1. Yıkılmak işi
  2. Bir bileşiğin kendisini oluşturan daha basit parçalara ayrılması, fiziksel veya histolojik olarak dejenerasyona uğrama, degradasyon, parçalanma.
  3. (en) Collapse.
  4. (en) Ruination.
  5. (en) Degradation.
  6. (en) Demolition.
  7. (en) Downfall.
  8. (en) Fall.
  9. (en) Ruin.
  10. (en) Smash up.
  11. (en) Subversion.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir