Home / Genel / çok istenilen şey

çok istenilen şey

çok istenilen şey ne demek? çok istenilen şey anlamı nedir? çok istenilen şey gibi soruların yanıtı ve çok istenilen şey ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. çok istenilen şey ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. çok istenilen şey kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

çok istenilen şey

  1. (en) Prize

Türetilmiş Kelimeler (bis)

çok, çok acı biber, çok acı çekmek, çok acı söz, çok acıkmak, az çok, birçok, birçokları, çok, çok anlamlı

çok

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. (en) Much.
  4. (en) Many.
  5. (en) Very.
  6. (en) Plenty.
  7. (en) Plentiful.
  8. (en) Good.
  9. (en) Fair.
  10. (en) Like hell.
  11. (en) Deadly.
  12. (en) Heavy.
  13. (en) Abounding.
  14. (en) Abundant.
  15. (en) Affluent.
  16. (en) Ample.
  17. (en) Countless.
  18. (en) Dead.
  19. (en) Exuberant.
  20. (en) Hearty.
  21. (en) Hell of.
  22. (en) Helluva.
  23. (en) İnnumerable.
  24. (en) Lavish.
  25. (en) Multitudinous.
  26. (en) Numerous.
  27. (en) Piping.
  28. (en) Plenteous.
  29. (en) Precious.
  30. (en) Awfully.
  31. (en) Badly.
  32. (en) Considerably.
  33. (en) Copious.
  34. (en) Dearly.
  35. (en) Dreadfully.
  36. (en) Eminently.
  37. (en) Enormously.
  38. (en) Exceedingly.
  39. (en) Excess.
  40. (en) Extreme.
  41. (en) Extremely.
  42. (en) Full.
  43. (en) Greatly.
  44. (en) Hard.
  45. (en) Heartily.
  46. (en) Highly.
  47. (en) Hugely.
  48. (en) İmmensely.
  49. (en) Jolly.
  50. (en) Large.
  51. (en) Madly.
  52. (en) Manifold.
  53. (en) Most.
  54. (en) Multiple.
  55. (en) Myriad.
  56. (en) Positively.
  57. (en) Power.
  58. (en) Profoundly.
  59. (en) Profuse.
  60. (en) Rich.
  61. (en) Roaring.
  62. (en) Simply.
  63. (en) Soaking.
  64. (en) Sorely.
  65. (en) Stinking.
  66. (en) Substantially.
  67. (en) Such.
  68. (en) Terribly.
  69. (en) Terrifically.
  70. (en) Umpteen.
  71. (en) Uncommonly.
  72. (en) Unduly.
  73. (en) Unusually.
  74. (en) Vast.
  75. (en) Vastly.
  76. (en) Whacking.
  77. (en) Wildly.
  78. (en) Too much.
  79. (en) Too many.
  80. (en) Bountiful.
  81. (en) Devilish.
  82. (en) Downright.
  83. (en) Galore.
  84. (en) Great.
  85. (en) Handsome.
  86. (en) İnfinite.
  87. (en) Like blazes.
  88. (en) Perfectly.
  89. (en) Power of.
  90. (en) Profu.

şey

  1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
    Örnek: Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
  2. Nesne, madde
    Örnek: Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
  3. Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
  4. (Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
  5. Bk. nesne
  6. (en) Thing.
  7. (en) Stuff.
  8. (en) Object.
  9. (en) Matter.
  10. (en) Article.
  11. (en) Affair.
  12. (en) Chose.
  13. (en) Concern.
  14. (en) Doing.
  15. (en) Doings.
  16. (en) Doodad.
  17. (en) Doohickey.
  18. (en) Lark.
  19. (en) Thingumabob.
  20. (en) Thingumajig.
  21. (en) Thingummy.
  22. (en) Whosit.
  23. (en) Business.
  24. (en) Thingamajig.
  25. (en) What-d’you-call-him/-her/-it.
  26. (en) What’s-his/-her/-its-name.
  27. (en) Well.
  28. (en) What-do-you-call-it.
  29. (en) Jinx.
  30. (en) Jolly.
  31. (fr) Chose
  32. (la) Res; skolastikte: ens

nesne

  1. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
    Örnek: Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
  2. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
  3. Öznenin dışında kalan her konu, obje
    Örnek: Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
  4. (Derleme., belirtilinesne, -i’li tümleç, -i’linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
  5. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
  6. (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
  7. Şey, herhangi bir şey.
  8. (en) Object.
  9. (en) Objective.
  10. (en) Article.
  11. (en) Body.
  12. (en) Charm.
  13. (en) Chose.
  14. (en) Determined direct object.
  15. (en) Objective case.
  16. (en) Stuff.
  17. (en) Thing.
  18. (en) Thingamajig.
  19. (en) Anything şey.
  20. (en) Obje.
  21. (en) Object obje.
  22. (en) Direct object.
  23. (en) Anything.
  24. (al) Gegenstand
  25. (fr) Objet
  26. (fr) Complément direct déterminé, object
  27. (la) Objectum

prize  

  1. Ödül
  2. Çok istenilen şey
  3. Çok değer vermek
  4. Paha biçmek, kıymet takdir etmek
  5. Ödül olarak verilen
  6. Ödül kazanan
  7. Mükemmel
  8. Ganimet almak
  9. Zaptetmek
  10. Manivela ile kaldırmak veya açmak
  11. Ganimet prize court savaş ganimetleri mahkemesi.
  12. Takdir etmek, değer vermek, değer biçmek, ganimet almak, kaldıraçla kaldırmak, manivela ile açmak

sayı

  1. Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu bildiren söz, adet.
  2. Gazete ve dergi vb. sürekli yayınların bir bütün oluşturan, değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri, nüsha.
  3. Bir spor karşılaşmasında karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini tespit eden nicelik.
  4. Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç. Bu giriş, oyun sırasında olursa 2, serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir. Oyun süresi içinde en çoksayı yapan takım yenmişsayılır.
  5. Topun, kurallara uygun bir vuruşla bütünü ile kale direkleri ve kale çizgisi arasında kalan alandan geçmesi durumu.
  6. (en) Copy.
  7. (en) Volume.
  8. (en) Tale.
  9. (en) Numerary.
  10. (en) Digit.
  11. (en) Number.
  12. (en) Numeral.
  13. (en) Quantity.
  14. (en) Count.
  15. (en) Figure.
  16. (en) Score.
  17. (en) İssue.
  18. (en) Basket.
  19. (en) Button.
  20. (en) Cage.
  21. (en) Conversion.
  22. (en) Goal.
  23. (en) Point.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir