Home / Genel / iftihar edilecek şey

iftihar edilecek şey

iftihar edilecek şey ne demek? iftihar edilecek şey anlamı nedir? iftihar edilecek şey gibi soruların yanıtı ve iftihar edilecek şey ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. iftihar edilecek şey ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. iftihar edilecek şey kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

iftihar edilecek şey

  1. (en) Pride

Türetilmiş Kelimeler (bis)

iftial, iftiat, iftica, iftida, iftidah, iftihar, iftihar listesi, iftira, iftiracı, iftiracılık

iftihar

  1. Övünme, kıvanma, kıvanç, övünç
    Örnek: O an kendi babası da bir Türk olduğu için derin bir iftihar duydu. Ö. Seyfettin
  2. (en) Pride.
  3. (en) Feeling proud.
  4. (en) Pride and joy.
  5. (en) Source of pride.

şey

  1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
    Örnek: Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
  2. Nesne, madde
    Örnek: Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
  3. Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
  4. (Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
  5. Bk. nesne
  6. (en) Thing.
  7. (en) Stuff.
  8. (en) Object.
  9. (en) Matter.
  10. (en) Article.
  11. (en) Affair.
  12. (en) Chose.
  13. (en) Concern.
  14. (en) Doing.
  15. (en) Doings.
  16. (en) Doodad.
  17. (en) Doohickey.
  18. (en) Lark.
  19. (en) Thingumabob.
  20. (en) Thingumajig.
  21. (en) Thingummy.
  22. (en) Whosit.
  23. (en) Business.
  24. (en) Thingamajig.
  25. (en) What-D’you-Call-Him/-Her/-It.
  26. (en) What’s-His/-Her/-Its-Name.
  27. (en) Well.
  28. (en) What-Do-You-Call-It.
  29. (en) Jinx.
  30. (en) Jolly.
  31. (fr) Chose
  32. (la) Res; skolastikte: ens

nesne

  1. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
    Örnek: Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
  2. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
  3. Öznenin dışında kalan her konu, obje
    Örnek: Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
  4. (Derleme., belirtilinesne, -i’li tümleç, -i’linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
  5. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
  6. (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
  7. (en) Object.
  8. (en) Objective.
  9. (en) Article.
  10. (en) Body.
  11. (en) Charm.
  12. (en) Chose.
  13. (en) Determined direct object.
  14. (en) Objective case.
  15. (en) Stuff.
  16. (en) Thing.
  17. (en) Thingamajig.
  18. (en) Anything şey.
  19. (en) Obje.
  20. (en) Object obje.
  21. (en) Direct object.
  22. (en) Anything.
  23. (al) Gegenstand
  24. (fr) Objet
  25. (fr) Complément direct déterminé, object
  26. (la) Objectum

pride  

  1. Gurur, kibirlilik, kibir, azamet, övünme, iftihar
  2. İftihar edilecek şey
  3. (eski) görkem, saltanat, debdebe
  4. Aslan sürüsü
  5. Tüylerini kabartmak pride oneself on something bir şey ile övünmek
  6. Gurur, kibirlilik, ağalık, azamet, övünç, iftihar, haysiyet, kıvanç, övünç kaynağı, izzetinefis, onur, şeref, kibir, kendini beğenmişlik, tafra, gösteriş, ihtişam, en parlak zaman, aslan sürüsü

övünme

  1. Övünmek işi, kıvanç, iftihar
  2. (en) Self-Praise.
  3. (en) Taking pride in.
  4. (en) Glory.
  5. (en) Jactitation.
  6. (en) Boasting.
  7. (en) Boast.
  8. (en) Big talk.
  9. (en) Vaunt.
  10. (en) Blow.
  11. (en) Bounce.
  12. (en) Brag.
  13. (en) Bragging.
  14. (en) Egotism.
  15. (en) Rodomontade.
  16. (en) Pride.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir