Home / Genel / kilise ileri gelenlerinden biri

kilise ileri gelenlerinden biri

kilise ileri gelenlerinden biri ne demek? kilise ileri gelenlerinden biri anlamı nedir? kilise ileri gelenlerinden biri gibi soruların yanıtı ve kilise ileri gelenlerinden biri ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. kilise ileri gelenlerinden biri ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. kilise ileri gelenlerinden biri kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

kilise ileri gelenlerinden biri

  1. (en) Presbyter

Türetilmiş Kelimeler (bis)

kili birleşik cümle, kili kirk yaran, kiliç seklinde, kilidi açmak, kilidini açmak, afakilik, ağzı kilitli, asma kilit, bagaj kilidi, bakilik

kilise

  1. Hristiyanların ibadet etmek için toplandıkları yer
    Örnek: Katolik kilisesinin hâkim ve müstevli çanı saat üçü vuruyor. Ö. Seyfettin
  2. Hristiyanlıkla ilgili dinî kuruluş.
  3. Hristiyanlığın öğretilmesi, dinî işlerin yönetimi vb. ile ilgili papa ve piskoposlar topluluğu.
  4. (Heykel) Hıristiyan tapınağı. a. bk. bazilika, tapınak, megaron.
  5. Hıristiyanların mabedi. Hıristiyan mezhebi.
  6. (en) Church.
  7. (en) Parish.
  8. (en) Fane.
  9. (en) Fold.
  10. (en) Meeting house.
  11. (en) Public worship.
  12. (fr) Église

ileri

  1. Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı.
  2. Bir şeyin ulaşılacak yönü.
  3. Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra.
  4. Önde bulunan.
  5. Doğrusundan daha çok gösteren (saat).
  6. Önceki, evvelki.
  7. Benzerlerini geride bırakmış.
  8. Öne doğru, ileri doğru.
  9. Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön.
  10. (en) Fast.
  11. (en) Advanced.
  12. (en) High.
  13. (en) Higher.
  14. (en) Sophisticated.
  15. (en) Ahead.
  16. (en) Forward.
  17. (en) Onward.
  18. (en) Forwards.
  19. (en) Further.
  20. (en) Along.
  21. (en) Forth.
  22. (en) Onwards.
  23. (en) Beyond.
  24. (en) Front part.
  25. (en) Forward part.
  26. (en) Future.
  27. (en) The future part.
  28. (en) The part to come.
  29. (en) Toward the front.
  30. (en) Fore.
  31. (fr) En avant

i  

  1. Tikel olumlu önermenin simgesi.
  2. Optikçe inaktifliği göstermek için simge.
  3. İso- için simge.
  4. Van’t Hoff faktörü. (II)
  5. (en) Ninth letter of the English alphabet.
  6. Fusel oil bazı içkiler yapı Iırken meydana gelen bir çeşit karışık ve za rarlı alkol
  7. İyelik hali my benim
  8. İodine.
  9. İngiliz alfabesinin dokuzuncu harfi
  10. I harfi şeklinde herhangi bir şey
  11. Romen rakamlannda bir sayısı.
  12. Bir (romen)

biri

  1. Bir tanesi
    Örnek: Vagonun birine binip bölmelerden birine yerleşti. M. Ş. Esendal
  2. Bilinmeyen bir kimse
  3. Yüklem durumunda olan bir isim takımının belirtileni olarak kullanıldığında belirtenin hor görüldüğünü anlatan bir söz.
  4. (en) Cookie.
  5. (en) Someone.
  6. (en) Somebody.

bir

  1. Sayıların ilki.
  2. Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
  3. Bu sayı kadar olan.
  4. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
  5. Tek.
  6. Beraber.
  7. Eş, aynı, bir boyda.
  8. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
  9. Yıldırım. Bulutdan buluta veya bulutdan yere elektrik boşanması.
  10. Kuyu. (Osmanlıca’da yazılışı: bi’r)
  11. (en) Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
  12. (en) British Institute of Radiology.
  13. (en) Single.
  14. (en) Some.
  15. (en) Mono-.
  16. (en) Uni-.
  17. (en) Unique.
  18. (en) Sole.
  19. (en) The same.
  20. (en) Owned in common.
  21. (en) United.
  22. (en) Such.
  23. (en) Only.
  24. (en) Certain.
  25. (en) İdentical.
  26. (en) İndifferent.
  27. (en) Solitary.

presbyter  

  1. Kilise ileri gelenlerinden biri
  2. Papaz
  3. Presbiteryen kiliselerinde yönetim kurulu üyesi
  4. Piskopostan sonra gelen papaz, kilise yönetim kurulu üyesi

ibadet

  1. Ayin, kült.
  2. Tanrı buyruklarını yerine getirme, Tanrı’ya yönelen saygı davranışı, tapınma
  3. Bk. tapınma
  4. Allah’ın (C.C.) emirlerini yerine getirmek ve nehiylerinden kaçmak. Yapılmasında sevab olup, ihlasla yapılan herhangi bir amel. Şeriatta bildirildiği gibi Allah’a kulluk etmek. Kainatın ve dolayısıyla insanların hilkatindeki hikmet ve gaye. (Bak: Tarik-üs-salat)(… İbadet’in ruhu ihlastır. İhlas ise yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir faide ibadete illet gösterilse o ibadet batıldır. Faydalar, hikmetler yalnız müreccih olabilirler, illet olamazlar. İ.İ.)(İbadetin manası şudur ki: Dergah-ı İlahide abd, kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp kemal-i rububiyyetin ve kudret-i Samedaniyyenin ve rahmet-i İlahiyyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir. Yani, rububiyetin saltanatı, nasılki ubudiyeti ve itaati ister; rububiyetin kudsiyeti, paklığı dahi ister ki: Abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekaisten pak ve müberra ve ehl-i dalaletin efkar-ı batılasından münezzeh ve mualla ve kainatın bütün kusuratından mukaddes ve muarra olduğunu, tesbih ile Sübhanallah ile ilan etsin.Hem de rububiyetin kemal-i kudreti dahi ister ki: Abd, kendi za’fını ve mahlukatın aczini görmekle kudret-i Samedaniyyenin azamet-i asarına karşı istihsan ve hayret içinde Allahu Ekber deyip huzu ile rükua gidip O’na iltica ve tevekkül etsin.Hem rububiyetin nihayetsiz hazine-i rahmeti de ister ki: Abd, kendi ihtiyacını ve bütün mahlukatın fakr ve ihtiyacatını sual ve dua lisaniyle izhar ve Rabbinin ihsan ve in’amatını, şükür ve sena ile ve Elhamdülillah ile ilan etsin. Demek, namazın ef’al ve akvali, bu manaları tazammun ediyor ve bunlar için taraf-ı İlahiden vaz’edilmişler. S.)
  5. (en) Religious service.
  6. (en) Cult.
  7. (en) Devotion.
  8. (en) Prayer.
  9. (en) Prayers.
  10. (en) Divine service.
  11. (en) Worship.
  12. (en) Service.
  13. (en) Devotions.
  14. (en) Piety.
  15. (en) Act of worship.
  16. (en) Religious exercises.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir