Home / Genel / küçük para kesesi

küçük para kesesi

küçük para kesesi ne demek? küçük para kesesi anlamı nedir? küçük para kesesi gibi soruların yanıtı ve küçük para kesesi ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. küçük para kesesi ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. küçük para kesesi kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

küçük para kesesi

  1. (en) Pouch

Türetilmiş Kelimeler (bis)

küayt, küba, küba adası, küba cu cub 192, küba ile ilgili, abaküs, acemkürdi, açık teşekkür, ad kökü, adamkökü

küçük

  1. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, büyük karşıtı
    Örnek: Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm. M. Ş. Esendal
  2. Yaşı daha az olan
  3. Niceliği az olan
  4. Niteliği aşağı olan, bayağı.
  5. Geri aşamada.
  6. Değersiz, önemsiz
  7. Büyümesini, gelişmesini henüz tamamlamış olan
  8. Kısık, parlak olmayan(ses)
  9. (en) Small.
  10. (en) Little.
  11. (en) Minor.
  12. (en) Mini.
  13. (en) Petty.
  14. (en) Petit.
  15. (en) Slight.
  16. (en) Younger.
  17. (en) Young.
  18. (en) Baby.
  19. (en) Junior.
  20. (en) Bantam.
  21. (en) Fiddling.
  22. (en) Not healthy.
  23. (en) İnconsiderable.
  24. (en) Minuscule.
  25. (en) Niggardly.
  26. (en) One-horse.
  27. (en) Paltry.
  28. (en) Peanut.
  29. (en) Piccolo.
  30. (en) Piddling.
  31. (en) Poky.
  32. (en) Remote.
  33. (en) Snug.
  34. (en) Tiddly.
  35. (en) Trifling.
  36. (en) Trivial.
  37. (en) Undersiz.
  38. (en) Compact.
  39. (en) Fine.
  40. (en) Scrubby.
  41. (en) Skimpy.
  42. (en) İnsignificant.
  43. (en) Child.
  44. (en) Small-minded.
  45. (en) Low-ranking.
  46. (en) Miniature.
  47. (en) Small scale.

para  

  1. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.
  2. Kazanç
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir. S. F. Abasıyanık
  3. Kuruşun kırkta biri.
  4. Yanında, yan. Örn. Para-aortik aortun yanında.
  5. Yunanca yanında anlamına gelen bir ön ek.
  6. 1,4 durumunu gösteren ön ek.
  7. Bir asit, tuz ya da esterin olağanüstü sayıda su molekülü ile birleştiğini gösterir ön ek.
  8. Çift dönme nicem sayısı ve karşıt koşut çekirdek dönüsü koşulunu belirleyen ön ek.
  9. Yan.
  10. Yanında.Dgr.: anat. para
  11. (en) Prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism.
  12. (en) Ortho-, and Meta-.
  13. (en) Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring.
  14. (en) Beside/next to.
  15. (en) Para-.
  16. (en) Para.
  17. (en) Money.
  18. (en) Monetary.
  19. (en) Pecuniary.
  20. (en) Coffers.
  21. (en) Cash.
  22. (en) Shekels.
  23. (en) Currency.
  24. (en) Shiners.
  25. (en) Coin.
  26. (en) Boodle.
  27. (en) Brass.
  28. (en) Bread.
  29. (en) Chink.
  30. (en) Chip.
  31. (en) Dough.
  32. (en) Ducat.
  33. (en) Dust.
  34. (en) Funds.
  35. (en) Green.
  36. (en) Jack.
  37. (en) Kale.
  38. (en) Lolly.
  39. (en) Lucre.
  40. (en) Filthy lucre.
  41. (en) Means.
  42. (en) Purse.
  43. (en) Rock.
  44. (en) Sugar.
  45. (en) Wherewithal.
  46. (en) Capital.
  47. (en) Drain.
  48. (en) Fund.
  49. (en) Leeway.
  50. (en) Obverse.
  51. (en) Take.
  52. (en) Wealth.
  53. (en) Prefix denoting: Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc.; also, an isomeric modification.
  54. (en) Specifically: That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid.
  55. (en) Piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent.
  56. (en) An estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar.
  57. (en) Commodity money.
  58. (en) Dibs.
  59. (en) Dimes.
  60. (en) Face value.
  61. (en) Geets.
  62. (en) Gelt.
  63. (en) İnvestment.
  64. (en) The necessary.
  65. (en) Net personality.
  66. (en) Pocket.
  67. (en) To be pushed.
  68. (en) Rhino.
  69. (en) Riches.
  70. (en) Roll.
  71. (en) Spendol.
  72. (en) Having resemblance to certain features.
  73. (en) Prefix, beside, near.
  74. (en) Far from, away, out, different from.
  75. (en) Variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name.
  76. (en) Prefix meaning behind, e g , para-appendiceal.
  77. (en) Woman who has been delivered of a viable fetus.
  78. (en) Paragraph.
  79. (en) Paraplegic.
  80. (en) The number of live-born children a woman has delivered; ‘the parity of the mother must be considered’; ‘a bipara is a woman who has given birth to two children’.
  81. (en) 100 para equal 1 dinar.
  82. (en) Soldier in the paratroops.
  83. (en) An estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows.
  84. (en) Port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin.
  85. (al) Para
  86. (fr) Para
  87. Yakın
  88. Ötesinde
  89. İkinci derecede
  90. Benzer.
  91. Paraşütçü asker, paragraf

kese

  1. Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba
    Örnek: Boynundan bir kese çıkardı, fakat içine bakmadan ani bir fikirle yüzü kızardı. H. E. Adıvar
  2. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap.
  3. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
  4. Herhangi bir kese miktarında olan.
  5. Bir kimsenin mal varlığı
  6. Organizmanın bazı boşlukları.
  7. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik.
  8. Beş yüz kuruşluk para birimi.
  9. Kısa, kestirme (yol).
  10. Torba ya da cep biçiminde herhangi bir yapı. Cep.
  11. Kısa yol, kestirme yol.
  12. Bitmek. (Osmanlıca’da yazılışı: kes’e)
  13. (en) Bath glove.
  14. (en) Purse.
  15. (en) Pocket.
  16. (en) Bladder.
  17. (en) Pouch.
  18. (en) Scrip.
  19. (en) Vesicle.
  20. (en) Pocketbook.
  21. (en) Short cut.
  22. (en) Moneybag purse.
  23. (en) Small cloth bag.
  24. (en) Financial resources.
  25. (en) Cyst.
  26. (en) Jack.
  27. (en) Poke.
  28. (fr) Poche
  29. (la) Bursa:kese

pouch  

  1. Kese, torba
  2. Küçük para kesesi
  3. Hartuç kesesi
  4. Posta torbası
  5. Göz altlannda meydana gelen torba gibi şişkinlik
  6. Tıb
  7. Torbaya koymak, cebe indirmek
  8. Yutmak
  9. Torba veya kese husule getirmek.
  10. Cebe indirmek, yutmak, torbalanmak, torba gibi olmak

boyut

  1. Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı.
  2. Nitelik, genişlik, kapsam
    Örnek: Macarların kukla tiyatrosunu seyrederken de aynı inanılmaz boyutlara vardığını görmüştüm. H. Taner
  3. Durum
    Örnek: Yeni boyutlar, düşünme olanakları kazandığımı sanarak ayrıldım tiyatrodan. N. Cumalı
  4. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut.
  5. Veri yapısının uzunluğu.
  6. Bir yöndeki büyüklük.
  7. (en) Size.
  8. (en) Dimension.
  9. (en) Format.
  10. (en) Extent.
  11. (en) Dimensions.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir