Home / Genel / lastik sonda ile besleme

lastik sonda ile besleme

lastik sonda ile besleme ne demek? lastik sonda ile besleme anlamı nedir? lastik sonda ile besleme gibi soruların yanıtı ve lastik sonda ile besleme ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. lastik sonda ile besleme ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. lastik sonda ile besleme kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

lastik sonda ile besleme

  1. (en) Gavage

Türetilmiş Kelimeler (bis)

last, last , last 1, last 2, last but not least, balast, balast direnç, balast gemi, balast yem, balon lastik

lastik

  1. Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç
    Örnek: Lastikleri ayağında, bastonu koluna asılı, erkenciydi yine. N. Cumalı
  2. Kauçuktan yapılmış ayakkabı.
  3. Kauçuktan yazı silgisi.
  4. Taşıtların jantlarına yerleştirilen, elastiki tekerlek bandajı
    Örnek: Şoförle bahçıvan arabanın ön sol lastiğini pompalıyorlar. H. Taner
  5. Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit.
  6. Bir tür esnek örgü.
  7. Korse.
  8. Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit.
  9. Bk. dışlastik
  10. Doğal ya da yapay kauçuklara halk dilinde verilen ad.
  11. (en) Rubber.
  12. (en) Elasticated.
  13. (en) İndia-rubber.
  14. (en) Galosh.
  15. (en) Gum elastic.
  16. (en) Rubbertire.
  17. (en) Tire.
  18. (en) Elastic band.
  19. (en) Rubber band.
  20. (en) Tyre.
  21. (en) Storm rubber.
  22. (en) Elastic garter.
  23. (en) Ribbing.
  24. (en) Eraser.
  25. (al) Gummi
  26. (fr) Caoutchouc

dışlastik

  1. Tekerleğin yere dokunan, içi hava dolu, esnek dış gövdesi.
  2. (en) Tire, tyre.
  3. (al) Reifen
  4. (fr) Pneu

sonda

  1. Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç.
  2. Bir boşluğun içini yoklamaya yarayan uzunca ve ucu küt demir araç.
  3. Vücudun içinde birikip dışarı atılamayan sıvıyı çekmek için kullanılan araç.
  4. İdrar almak, mideye ilaç veya besin maddelerini sulu olarak vermek, özofagusta tıkanıp kalan yabancı cisimleri çıkarmak, atlarda hava keselerinin tedavisinde yaraların derinliği ve yönünü anlamak, kapanmayan yaralarda buna engel olan yabancı bir cisim veya ayrılmış bir kemik parçası olup olmadığını kontrol etmek gibi amaçlarla kullanılan aygıtlar, katater.
  5. (en) Prop, catheter.
  6. (en) Catheter.
  7. (en) Bore.
  8. (en) Probe.
  9. (en) Surgeon’s probe.
  10. (en) Sounding line.
  11. (en) Lead line.
  12. (en) Depth sounder.
  13. (en) Drill.
  14. (en) Drilling machine.
  15. (en) Surgeon’s probe or sound.
  16. (en) Sounding.
  17. (en) Sinker.
  18. (en) Rock drill.

son  

  1. Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı
    Örnek: Gündüzün son ışıklarıyla beraber sanki odadan eşya da çekiliyordu. P. Safa
  2. En arkada bulunan.
  3. Artık ondan ötesi veya başkası olmayan
    Örnek: Son atlıkarıncayı Kadırga meydanında birkaç yıl evvel görmüştüm. H. A. Yücel
  4. Uç, sınır.
  5. Olanca
    Örnek: Son kuvvetiyle: Ya Ali! diye bağırdı. M. Ş. Esendal
  6. Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet.
  7. Olum.
  8. Etene.
  9. Etene.
  10. Bk. eş
  11. (en) Male child; the male issue, or offspring, of a parent, father or mother.
  12. (en) Male descendant, however distant; hence, in the plural, descendants in general.
  13. (en) Any young male person spoken of as a child; an adopted male child; a pupil, ward, or any other young male dependent.
  14. (en) Native or inhabitant of some specified place; as, sons of Albion; sons of New England.
  15. (en) The produce of anything.
  16. (en) One important form the the merging of African and Spanish influences resulted in, it is the root of most familiar styles of Afro-Cuban dance music A blend of the music of the spanish farmers and African slaves, it is believed to have originated in Oriente toward the end of the 19th century It was played by small bands, using guitar or tres, maracas, guiro, claves, bongo, a marimbula and a botija The more urban style played in Havana at the beginning of the century became a national style in 1920.
  17. (en) Cuban dance similar to the Bolero except that it is wilder in rhythmic accent and more violent in step pattern It is the Son which first served as a basis for the Mambo which in turn became the triple Mambo, now known as Cha Cha This slow rhythmic dance was originally in 2/4 time It became Americanized and is usually played in 4/4 time.
  18. (en) The SON is the number issued by the local exchange carrier to confirm the order for the ISDN service It provides a matching number for cross referencing the order to the phone company.
  19. (en) Missionary for whom one acted as trainer.
  20. (en) Summary of Need.
  21. (en) Final.
  22. (en) Last.
  23. (en) Ultimate.
  24. (en) Late.
  25. (en) Latest.
  26. (en) Latter.
  27. (en) Bedrock.
  28. (en) Close.
  29. (en) Conclusive.
  30. (en) Definitive.
  31. (en) Farewell.
  32. (en) Finishing.
  33. (en) Full.
  34. (en) Recent.
  35. (en) Supreme.
  36. (en) Terminal.
  37. (en) Ending.
  38. (en) Finish.
  39. (en) Extremity.
  40. (en) Result.
  41. (en) İssue.
  42. (en) Outcome.
  43. (en) Conclusion.
  44. (en) Afterbirth.
  45. (en) Curtain.
  46. (en) Bottom.
  47. (en) Breakup.
  48. (en) Closure.
  49. (en) Crucial.
  50. (en) Death.
  51. (en) Doom.
  52. (en) Expiration.
  53. (en) Extreme.
  54. (en) Fate.
  55. (en) Sequel.
  56. (en) Termination.
  57. (en) Jesus Christ, the Savior; called the Son of God, and the Son of man.
  58. (en) The divine word of God; the second person in the Trinity a male human offspring; ‘their son became a famous judge’; ‘his boy is taller than he is’.
  59. (en) Limit.
  60. (en) Terminus.
  61. (en) Conclustion.
  62. (en) The most recent.
  63. (en) Placenta.
  64. (en) Wind-up.
  65. (en) Resultant.
  66. (en) Upshot.
  67. (en) Tailing.
  68. (en) Closing.
  69. (en) Dead-end.
  70. (en) Foxtail.
  71. (en) Stop.
  72. (en) Male human offspring; ‘their son became a famous judge’; ‘his boy is taller than he is’.
  73. (en) The divine word of God; the second person in the Trinity.
  74. (en) The son is perhaps the oldest and certainly the classic Afro-Cuban form, an almost perfect balance of African and Hispanic elements Originating in Oriente province, it surfaced in Havana around World War I and became a popular urban music played by string-and-percussion quartets and septetos Almost all the numbers Americans called rumbas were, in fact, sones ‘El Manicero’ was a form of son derived from the street cries of Havana and called a pregon The rhythm of the son is strongly syncopated, with a basic chicka-CHUNG pulse.
  75. (en) Male child, as in: He brought his son and daughter to work today to teach them about our industry.
  76. (en) Abbr Service Order Number.
  77. (en) The Son is the Source of Reason, LOGOS, in the universe There is only one Son, one Reason, one LOGOS, one Christ.
  78. (en) Equals.
  79. (en) An early style of Cuban dance music, resulting from the blending of African and Spanish influences; the root of most of the familiar styles of Afro-Cuban dance music It was played by small bands, using guitar or tres, maracas, guiro, claves, bongo, and other instruments.
  80. Evladım, oğlum
  81. Evladım!, oğlum!
  82. Oğul, erkek evlât, çocuk, evlât

ile

  1. Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
    Örnek: Çabuk bir süvari ile bana haber gönderiniz. Ö. Seyfettin
  2. Bazı soyut isimlere getirildiğinde durum bildiren zarflar oluşturan bir söz.
  3. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.
  4. (en) With.
  5. (en) Together with.
  6. (en) Withal.
  7. (en) Plus.
  8. (en) By means of.
  9. (en) Hereby.
  10. (en) Upon.

besleme

  1. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, beslek
    Örnek: Evin içinde yaşlı bir kalfa ve bir besleme ile kalmıştı. S. M. Alus
  2. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen.
  3. Beslemek işi.
  4. Bu düzenin sağladığı elektrik akımı ve gerilimler.
  5. Bir elektronik aygıtın çalışması için gerekli gerilim ve akımları oluşturan elektrik düzeni
  6. Bir sürece gönderilen ham özdek.
  7. (en) Lead-in.
  8. (en) Supply.
  9. (en) Feeding.
  10. (en) Sustenance.
  11. (en) Sustentation.
  12. (en) Handmaid.
  13. (en) Servant girl.
  14. (en) Nurse.
  15. (en) Alimentation.
  16. (en) Nourishment.
  17. (en) Nurture.
  18. (en) Nutrition.
  19. (en) Housemaid.
  20. (en) Nourishing.
  21. (en) Feed.
  22. (en) Girl servant brought up in the household.
  23. (en) Nurse child.
  24. (en) Servant.
  25. (al) Versorgung, Stromversorgung, Speisung, Zuführung
  26. (fr) Alimentation

gavage  

  1. Lastik sonda ile besleme.
  2. Sonda ile besleme

ayakkabı

  1. Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecek, başmak, pabuç.
  2. (en) Shoe.
  3. (en) Footwear.
  4. (en) Pump.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir