Home / Genel / önleyici şey

önleyici şey

önleyici şey ne demek? önleyici şey anlamı nedir? önleyici şey gibi soruların yanıtı ve önleyici şey ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. önleyici şey ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. önleyici şey kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

önleyici şey

  1. (en) Preventive

Türetilmiş Kelimeler (bis)

önle, önleç, önleç deyimi, önlem, önlem almak, kaymayı önleyici şey, bönleşme, bönleşmek, bönlük, çok yönlü

önleyici

  1. Önleme veya engel olmak amacıyla yapılmış.
  2. Yenimli ortamlarda ve temizleme işlemlerinde kullanılan çözeltilerin bileşimindeki asitlerin, metal yüzey üzerindeki etkilerini azaltmak ve yavaşlatmak için kullanılan özdek.
  3. (en) Preventive.
  4. (en) Blocker.
  5. (en) Repressive.
  6. (en) Disincentive.
  7. (en) Preclusive.
  8. (en) Prophylactic.
  9. (en) İnhibitor.
  10. (en) Sth which stops / checks or prevents sth.
  11. (en) Preventative.
  12. (en) Suppresive.

şey

  1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
    Örnek: Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
  2. Nesne, madde
    Örnek: Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
  3. Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
  4. (Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
  5. Bk. nesne
  6. (en) Thing.
  7. (en) Stuff.
  8. (en) Object.
  9. (en) Matter.
  10. (en) Article.
  11. (en) Affair.
  12. (en) Chose.
  13. (en) Concern.
  14. (en) Doing.
  15. (en) Doings.
  16. (en) Doodad.
  17. (en) Doohickey.
  18. (en) Lark.
  19. (en) Thingumabob.
  20. (en) Thingumajig.
  21. (en) Thingummy.
  22. (en) Whosit.
  23. (en) Business.
  24. (en) Thingamajig.
  25. (en) What-d’you-call-him/-her/-it.
  26. (en) What’s-his/-her/-its-name.
  27. (en) Well.
  28. (en) What-do-you-call-it.
  29. (en) Jinx.
  30. (en) Jolly.
  31. (fr) Chose
  32. (la) Res; skolastikte: ens

nesne

  1. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
    Örnek: Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
  2. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
  3. Öznenin dışında kalan her konu, obje
    Örnek: Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
  4. (Derleme., belirtilinesne, -i’li tümleç, -i’linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
  5. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
  6. (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
  7. Şey, herhangi bir şey.
  8. (en) Object.
  9. (en) Objective.
  10. (en) Article.
  11. (en) Body.
  12. (en) Charm.
  13. (en) Chose.
  14. (en) Determined direct object.
  15. (en) Objective case.
  16. (en) Stuff.
  17. (en) Thing.
  18. (en) Thingamajig.
  19. (en) Anything şey.
  20. (en) Obje.
  21. (en) Object obje.
  22. (en) Direct object.
  23. (en) Anything.
  24. (al) Gegenstand
  25. (fr) Objet
  26. (fr) Complément direct déterminé, object
  27. (la) Objectum

preventive  

  1. Önleyici, engelleyici
  2. Önleyici şey
  3. Önleyici tedbir
  4. Önleyici ilaç, önlem

önleme

  1. Önlemek işi.
  2. (en) Prevention.
  3. (en) İnterception.
  4. (en) Clampdown.
  5. (en) Repression.
  6. (en) Avoidance.
  7. (en) Checking.
  8. (en) Avoiding.
  9. (en) Arrest.
  10. (en) Circumvention.
  11. (en) Containment.
  12. (en) Frustration.
  13. (en) Hindrance.
  14. (en) Preclusion.
  15. (en) Suppression.
  16. (en) Stopping.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir