Home / Genel / projeksiyon yapmak

projeksiyon yapmak

projeksiyon yapmak ne demek? projeksiyon yapmak anlamı nedir? projeksiyon yapmak gibi soruların yanıtı ve projeksiyon yapmak ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. projeksiyon yapmak ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. projeksiyon yapmak kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

projeksiyon yapmak

  1. Bk. göstermek

Türetilmiş Kelimeler (bis)

proje, proje bürosu, proje incelemesi, proje kredisi, proje merkezli programlama, avan proje, ön proje, proje, projeci, projecilik

göstermek

  1. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak.
  2. Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek.
  3. Belirtmek, anlatmak.
  4. Bir şeyin etkisi altında tutulmak.
  5. Kanıtla inandırmak.
  6. Öğretmek, açıklamak.
  7. Yapmasını söylemek, görevlendirmek.
  8. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek
    Örnek: Bu seni ablandan daha şirin gösteriyor, emin ol! R. N. Güntekin
  9. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek.
  10. (en) Exhibit, screen, show, project, present.
  11. (en) Show.
  12. (en) Point.
  13. (en) Evince.
  14. (en) Exemplify.
  15. (en) Express.
  16. (en) Present.
  17. (en) Promise.
  18. (en) Record.
  19. (en) To show.
  20. (en) To make sth visible.
  21. (en) To demonstrate.
  22. (en) To evidence.
  23. (en) To expose.
  24. (en) Run.
  25. (en) Adduce.
  26. (en) Speak.
  27. (en) İndicate.
  28. (en) Point out.
  29. (en) Display.
  30. (en) Exhibit.
  31. (en) Demonstrate.
  32. (en) Prove.
  33. (en) Put forth.
  34. (en) Teach.
  35. (en) Betoken.
  36. (en) Denote.
  37. (en) Depict.
  38. (en) Designate.
  39. (en) Disclose.
  40. (en) Evidence.
  41. (en) Exercise.
  42. (en) Expose.
  43. (en) Hold up.
  44. (en) İnitiate.
  45. (en) İntroduce.
  46. (en) Look.
  47. (en) Manifest.
  48. (en) Point to.
  49. (en) Produce.
  50. (en) Represent.
  51. (en) Set out.
  52. (en) Reflect.
  53. (en) Register.
  54. (en) Reveal.
  55. (en) Suggest.
  56. (en) Tell.
  57. (en) Tinge.
  58. (en) Witness.
  59. (en) To instruct.
  60. (en) To teach.
  61. (en) To assign.
  62. (en) To set off.
  63. (en) To display.
  64. (en) To indicate.
  65. (en) To figure.
  66. (en) To manifest.
  67. (en) To exhibit.
  68. (en) To represent.
  69. (en) To illustrate.
  70. (en) To point.
  71. (en) To prove.
  72. (en) To exe.
  73. (al) Projezieren, vorführen, wiedergeben
  74. (fr) Projeter, montrer, présenter

projeksiyon

  1. İz düşümü.
  2. Görüntüleri bir ekran üzerine yansıtma işlemi.
  3. Bu işlemi yapan alet.
  4. Bk. izdüşüm
  5. Bk. uzanca
  6. Yansıtma
  7. Işıklı bir kaynaktan sahneye, sahne üstüne, bir ekrana ya da perdeye yansıtılan resim ya da yazı.
  8. Bk. gösterim
  9. (en) Projection.
  10. (fr) Projection

yapmak

  1. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
    Örnek: Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
  2. Olmasına yol açmak.
  3. Onarmak, tamir etmek.
  4. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
    Örnek: Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
  5. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
    Örnek: Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
  6. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
    Örnek: Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
  7. Düzenli bir duruma getirmek.
  8. Üretmek.
  9. (en) Father.
  10. (en) Put on.
  11. (en) Accomplish.
  12. (en) Acquit oneself.
  13. (en) Architect.
  14. (en) Build.
  15. (en) Carve out.
  16. (en) Contrive.
  17. (en) Create.
  18. (en) Engineer.
  19. (en) Establish.
  20. (en) Execute.
  21. (en) Fashion.
  22. (en) Fulfil.
  23. (en) Fulfill.
  24. (en) Go over.
  25. (en) Go through.
  26. (en) Have.
  27. (en) İmplement.
  28. (en) Land.
  29. (en) Make.
  30. (en) Perform.
  31. (en) Practice.
  32. (en) Practise.
  33. (en) Produce.
  34. (en) Profess.
  35. (en) Put thro.
  36. (en) Commit.
  37. (en) Construct.
  38. (en) Cost.
  39. (en) Deliver.
  40. (en) Discharge.
  41. (en) Draw.
  42. (en) Fabricate.
  43. (en) Fill.
  44. (en) Found.
  45. (en) Hold.
  46. (en) Manage.
  47. (en) Manufacture.
  48. (en) Perpetrate.
  49. (en) Redeem.
  50. (en) Transact.
  51. (en) To do.
  52. (en) To make.
  53. (en) To perform.
  54. (en) To fulfil.
  55. (en) To carry sth out.
  56. (en) To mend.
  57. (en) To repair.
  58. (en) To fix onarmak.
  59. (en) Tamir etmek.
  60. (en) To build.
  61. (en) To construct.
  62. (en) To erect.
  63. (en) To found inşa etmek.
  64. (en) To produce.
  65. (en) To manufacture.
  66. (en) To bring sth out üretmek.
  67. (en) To cause yol açmak.
  68. (en) To marry to evlendirmek.
  69. (en) To cost.
  70. (en) To do with.
  71. (en) To have.
  72. (en) To possess.
  73. (en) To cook.
  74. (en) To draw.
  75. (en) To deliver.
  76. (en) To fashion.
  77. (en) To create.
  78. (en) To prepare.
  79. (en) To buoy oneself with sth.
  80. (en) To do sth as one’s regular work or occupation.
  81. (en) To carry out.
  82. (en) To affect.
  83. (en) To execute.
  84. (en) To fix sth.
  85. (en) To caus.

iz

  1. Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet, emare
    Örnek: Nihayet bir dönemeçte izlerin sahibini gördüm. S. F. Abasıyanık
  2. Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti
    Örnek: Yüzünde birtakım diş ve tırnak izleri vardı. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Bir olay veya bir durumdan geride kalan belirti, ipucu, emare.
  4. Bir olay, bir durum veya yaşayıştan geride kalan belirti, eser.
  5. Bir düzlemin başka bir düzlemle veya bir doğru ile kesişmesinden doğan ara kesit.
  6. (en) Trace.
  7. (en) Mark.
  8. (en) Footing.
  9. (en) İmprint.
  10. (en) İndication.
  11. (en) Pockmark.
  12. (en) Smell.
  13. (en) Spark.
  14. (en) Dash.
  15. (en) Tail.
  16. (en) Tracing.
  17. (en) 2-letter shorthand for Iraq.
  18. (en) 3rd person singular form of the verb ‘to be’.
  19. (en) Footprint.
  20. (en) Track.
  21. (en) Sign.
  22. (en) Scar.
  23. (en) Taint.
  24. (en) Birthmark.
  25. (en) Chip.
  26. (en) Clew.
  27. (en) Clue.
  28. (en) Dint.
  29. (en) Evidence.
  30. (en) Ghost.
  31. (en) Hint.
  32. (en) İmpress.
  33. (en) İmpression.
  34. (en) İnkling.
  35. (en) Odor.
  36. (en) Odour.
  37. (en) Print.
  38. (en) Shadow.
  39. (en) Smack.
  40. (en) Stamp.
  41. (en) Stigma.
  42. (en) Streak.
  43. (en) Suggestion.
  44. (en) Suspicion.
  45. (en) Tincture.
  46. (en) Tinge.
  47. (en) Touch.
  48. (en) Strain.
  49. (en) Token.
  50. (en) Trail.
  51. (en) Vestige.

düşüm

  1. Bir niceliğin, en çok değiştiği doğrultuda uzaklığa göre türevi (örn. sıcaklıkdüşümü).
  2. (en) Gradient.
  3. (al) Gradient
  4. (fr) Gradient

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir