Home / Genel / tabanca ile vurmak

tabanca ile vurmak

tabanca ile vurmak ne demek? tabanca ile vurmak anlamı nedir? tabanca ile vurmak gibi soruların yanıtı ve tabanca ile vurmak ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. tabanca ile vurmak ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. tabanca ile vurmak kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

tabanca ile vurmak

  1. (en) Pistol

Türetilmiş Kelimeler (bis)

taba, taba rengi, taba renkli, tabaat, tababet, ağ tabaka, alt tabaka, ayak tabanı, balık tabağı, baltabaş

tabanca

  1. Kısa, hafif, cepte veya belde taşınan ateşli silah
    Örnek: Biraz eğildikleri zaman cübbelerinin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür. F. R. Atay
  2. Boyacılıkta kullanılan, basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç.
  3. Dekor boyamada, boya püskürtmede kullanılan hava basmalıtabanca.
  4. Tam otomatik olmamak şartıyla, Namlu uzunluğu fişek yatağı hariç otuz santimetreyi ve tüm uzunluğu elli santimetreyi geçmeyen, dumanlı veya dumansız barut veya bu neviden bir patlayıcı ve itici güçle gülle, mermi çekirdeği, saçma veya füze ile gaz veya diğer nesneleri atabilen belli bir çapta namluya uygun imal edilmiş ateşli silah.
  5. (en) Spray-gun.
  6. (en) Pistol.
  7. (en) Revolver.
  8. (en) Colt.
  9. (en) Equalizer.
  10. (en) Heater.
  11. (en) Persuader.
  12. (en) Paint gun.
  13. (en) Spray gun.
  14. (en) Sprayer.
  15. (en) Handgun.
  16. (en) Shooting iron.
  17. (en) Pea- shooter.
  18. (fr) Pistolet

ile

  1. Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
    Örnek: Çabuk bir süvari ile bana haber gönderiniz. Ö. Seyfettin
  2. Bazı soyut isimlere getirildiğinde durum bildiren zarflar oluşturan bir söz.
  3. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.
  4. (en) With.
  5. (en) Together with.
  6. (en) Withal.
  7. (en) Plus.
  8. (en) By means of.
  9. (en) Hereby.
  10. (en) Upon.

vurmak

  1. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak.
  2. Ses çıkarmak için, bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak
    Örnek: Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor. R. H. Karay
  3. Etkisi bir yere kadar uzanmak, sokulmak, girmek, duyulmak, yansımak, aksetmek
    Örnek: Yıkık damından içeriye parça parça güneş vurur. R. H. Karay
  4. Hızla değmek, çarpmak.
  5. Sürmek.
  6. Takmak, koymak
    Örnek: Seni buradan ellerine kelepçe, ayaklarına zincir vurup öyle götürecekler! Y. K. Karaosmanoğlu
  7. Bağlama, ilişkilendirmek
    Örnek: Bohçacı ve yazmacı kadınların tuhaflığına vurarak etrafını alırlar. R. H. Karay
  8. Olduğundan başka biçimde görünmek.
  9. (en) Putt.
  10. (en) Beat down.
  11. (en) Grass.
  12. (en) Pip.
  13. (en) Percuss.
  14. (en) Chime.
  15. (en) Bat.
  16. (en) Bang.
  17. (en) Beat.
  18. (en) Bruise.
  19. (en) Bust.
  20. (en) Catapult.
  21. (en) Catch.
  22. (en) Clap.
  23. (en) Clip.
  24. (en) Clout.
  25. (en) Dash.
  26. (en) Deal.
  27. (en) İmpinge.
  28. (en) İnflict.
  29. (en) Kayo.
  30. (en) Knock.
  31. (en) Land.
  32. (en) Lay out.
  33. (en) Lay to.
  34. (en) Lodge.
  35. (en) Mall.
  36. (en) Nail.
  37. (en) Pack.
  38. (en) Plant.
  39. (en) Plonk.
  40. (en) Plug.
  41. (en) Plunk.
  42. (en) Pound.
  43. (en) Pummel.
  44. (en) Punch.
  45. (en) Shoot.
  46. (en) Shoot off.
  47. (en) Slog.
  48. (en) Smash.
  49. (en) Birch.
  50. (en) Buffet.
  51. (en) Bump.
  52. (en) Crack.
  53. (en) Drive.
  54. (en) Fell.
  55. (en) Flap.
  56. (en) Slap.
  57. (en) Smite.
  58. (en) Strike.
  59. (en) To hit.
  60. (en) To strike.
  61. (en) To bash.
  62. (en) To dash.
  63. (en) To bump.
  64. (en) To knock.
  65. (en) To bang.
  66. (en) To slap.
  67. (en) To clip.
  68. (en) To clout.
  69. (en) To deal sb/sth a blow.
  70. (en) To shoot.
  71. (en) To shoot dead.
  72. (en) To wound.
  73. (en) To be reflected.
  74. (en) To feign.
  75. (en) To pretend to be.
  76. (en) To fake.
  77. (en) To hurt deeply.
  78. (en) To make ill.
  79. (en) To put (on one’s.
  80. (en) To hit and kill.
  81. (en) Shoot dead.
  82. (en) To apply.
  83. (en) To knock on.
  84. (en) To tap on.
  85. (en) To stab.
  86. (en) To kill.
  87. (en) To hunt.
  88. (en) To pinch.
  89. (en) To chafe / to blister one’s foot.
  90. (en) To blight a crop.
  91. (en) To slam.
  92. (en) To blow.
  93. (en) To lash.
  94. (en) To splash.
  95. (en) To sh.

pistol  

  1. Bk. çıkış tabancası
  2. (-led,-ling) pistol, tabanca, revolver, piştov
  3. Tabanca ile vurmak
  4. Tabanca, atıcı, nişancı

kısa

  1. Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı.
  2. Az süren, uzun olmayan
    Örnek: Türk milleti en kısa zaman içinde yeni harflerle okumaya, yazmaya başladı. E. İ. Benice
  3. Ayrıntısı çok olmayan.
  4. Kısa olan şey.
  5. Kısaca, kısaltarak.
  6. (Kas’a. C.) Tabaklar, çanaklar, çömlekler.
  7. (en) Mini.
  8. (en) Brief.
  9. (en) Bristle.
  10. (en) Compact.
  11. (en) Little.
  12. (en) Blurb.
  13. (en) Commatic.
  14. (en) Short.
  15. (en) Curt.
  16. (en) Concise.
  17. (en) Capsule.
  18. (en) Compendious.
  19. (en) Flying.
  20. (en) Stumpy.
  21. (en) Succinct.
  22. (en) Summary.
  23. (en) Spare.
  24. (en) Succint.
  25. (en) Terse.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir