Home / Genel / tazyik altında tutmak

tazyik altında tutmak

tazyik altında tutmak ne demek? tazyik altında tutmak anlamı nedir? tazyik altında tutmak gibi soruların yanıtı ve tazyik altında tutmak ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. tazyik altında tutmak ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. tazyik altında tutmak kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

tazyik altında tutmak

  1. (en) Pressurize

Türetilmiş Kelimeler (bis)

tazyi, tazyii evkat, tazyik, tazyik etmek, tazyikat, fantazya, tazyik, tazyik etmek, tazyikli, tazyikli su

tazyik

  1. Basınç.
  2. Manevi baskı, zorlama, zarara sokma
    Örnek: Bütün hayatınca bunun tazyiki altında kaldı. S. F. Abasıyanık
  3. Sıkıştırma, darlaştırma
    Örnek: Bütün kanı göğsünü çatlatacak bir tazyikle kalbine hücum ediyordu. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. Bk. basınç
  5. Daraltmak, sıkıştırmak.
  6. (en) Pressure.
  7. (en) Compression.
  8. (en) Coercion.
  9. (en) Push.
  10. (en) Plenum.
  11. (en) Load.
  12. (en) Exertion.
  13. (en) Weight.
  14. (en) Compulsion.
  15. (en) Crush.
  16. (en) Oppression.

basınç

  1. Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik.
  2. Bkz. havayuvarıbasıncı
  3. Bir akışkanın değdiği yüzeye uyguladığı itme kuvvetinin birim yüzeye düşen tutarı.
  4. Birim alan başına dik olarak düşen kuvvet.
  5. (Bak: Tazyik)
  6. (en) Screw.
  7. (en) Buckle.
  8. (en) Pressure.
  9. (en) Compression.
  10. (en) Strain.
  11. (en) Stress.
  12. (en) Thrust.
  13. (en) Piezo-.
  14. (al) Druck
  15. (fr) Pression

altında

  1. Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.
  2. Yüksek bir yerden geniş bir alanı görür durumda.
  3. (en) Below.
  4. (en) Under.
  5. (en) Down.
  6. (en) Beneath.
  7. (en) Underneath.
  8. (en) Down below.
  9. (en) Below smb.
  10. (en) Neath.
  11. (en) Hypo.
  12. (fr) Au-dessous de

altın

  1. Bu elementten yapılmış
    Örnek: Müsteşar, pantolonunun arka cebinden altın tabakasını çıkarıp sigara veriyor. M. Ş. Esendal
  2. Üstün nitelikli, değerli.
  3. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C’de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au).
  4. Altından yapılmış sikke.
  5. Doğada az bulunması dolayısıyla para olarak kullanılan ya da devletlerce para karşılığında saklanan değerli maden.
  6. Simgesi Au, atom numarası 79, atom kütlesi 196,97 g, yoğunluğu 19,32 g/mL, e.n. 1064,76
  7. Parlak sarı renkte, kolay işlenen, değerli paslanmaz maden.
  8. Mec. Değerli, nitelikli, eşi bulunmaz.
  9. Sarı renkli, yumuşak, dövülgen ve esnek bir soy metal. A. A. 197.2; A. S. 79.
  10. (en) Gold.
  11. (en) Golden.
  12. (en) Prospector.
  13. (en) Gold coin.
  14. (en) Metallic currency.
  15. (en) Money.
  16. (en) Noble metal.
  17. (en) World money.
  18. (en) Nonmonetary investments.
  19. (en) Piece of gold.
  20. (en) Yellow metal.
  21. (fr) Or

tutmak

  1. Elde bulundurmak, ele almak
    Örnek: Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. Ö. Seyfettin
  2. Ele geçirmek, yakalamak
    Örnek: Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı. Ö. Seyfettin
  3. Avlamak
    Örnek: Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz. R. H. Karay
  4. Yanında bulundurmak, alıkoymak.
  5. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek
    Örnek: Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir. S. F. Abasıyanık
  6. Kaplamak
    Örnek: Tabanı otuz, otuz beş metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir. T. Buğra
  7. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak
    Örnek: Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları. S. F. Abasıyanık
  8. Denetimi ve yetkisi altına almak.
  9. (en) Play, play on.
  10. (en) Guard.
  11. (en) Remand.
  12. (en) Bate.
  13. (en) Be.
  14. (en) Redeem.
  15. (en) Total, tot up.
  16. (en) Hold.
  17. (en) Hold up.
  18. (en) Get hold of.
  19. (en) Seize.
  20. (en) Catch.
  21. (en) Keep.
  22. (en) Take.
  23. (en) Favor.
  24. (en) Favour.
  25. (en) Support.
  26. (en) Stick to.
  27. (en) Affect.
  28. (en) Abide by.
  29. (en) Add up to.
  30. (en) Bespeak.
  31. (en) Bind.
  32. (en) Book.
  33. (en) Charter.
  34. (en) Check.
  35. (en) Choke.
  36. (en) Choke back.
  37. (en) Choke down.
  38. (en) Choke off.
  39. (en) Claw hold of.
  40. (en) Clench.
  41. (en) Clutch.
  42. (en) Cohere.
  43. (en) Come to.
  44. (en) Anchor.
  45. (en) Bite.
  46. (en) Bridle.
  47. (en) Capture.
  48. (en) Contain.
  49. (en) Curb.
  50. (en) Detain.
  51. (en) Grasp.
  52. (en) Hire.
  53. (en) İnhibit.
  54. (en) Repress.
  55. (en) Restrain.
  56. (en) Retain.
  57. (en) Stifle.
  58. (en) To hold.
  59. (en) To stop.
  60. (en) To detain.
  61. (en) To catch.
  62. (en) To seize.
  63. (en) To keep.
  64. (en) To cover.
  65. (en) To take.
  66. (en) To take up.
  67. (en) To occupy.
  68. (en) To hold with sth.
  69. (en) To agree with.
  70. (en) To approve of.
  71. (en) To employ.
  72. (en) To engage.
  73. (en) To keep sb on.
  74. (en) To hire.
  75. (en) To rent.
  76. (en) To make sick.
  77. (en) To amount to.
  78. (en) To total.
  79. (en) To add up to.
  80. (en) Marke etmek.
  81. (en) To retain.
  82. (en) Apprehend.
  83. (en) To come to.
  84. (en) To take hold of.
  85. (en) To grip.
  86. (en) To grab.
  87. (en) To hold back.
  88. (en) To restrain.
  89. (en) To nab.
  90. (en) To arrest sb.
  91. (en) To capture.
  92. (en) To occupy (a position.
  93. (en) To detain sb.
  94. (en) To keep sb / sth.
  95. (en) To maintain sth at a certain level.
  96. (en) To take up (so.

pressurize  

  1. Tazyik altında tutmak
  2. Hav

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir