Home / Genel / tırnak kadar şey

tırnak kadar şey

tırnak kadar şey ne demek? tırnak kadar şey anlamı nedir? tırnak kadar şey gibi soruların yanıtı ve tırnak kadar şey ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. tırnak kadar şey ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. tırnak kadar şey kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

tırnak kadar şey

  1. (en) Thumbnail

Türetilmiş Kelimeler (bis)

tır, tır römorku, tırabzan, tırabzan babası, tırabzan başı direği, acıktırma, acıktırmak, acılaştırma, acılaştırmak, acımtırak

tırnak

  1. İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka
    Örnek: Zarfın ucunu tırnağımla yırttım. A. Gündüz
  2. Kanca gibi araçların kıvrık yeri.
  3. Gemi demirinin ucundaki yassı parça.
  4. Ciltçilikte tek yaprakları büküp cildi birleştirebilmek için bir yanında bırakılan şerit durumundaki kenar.
  5. Heykel dökümünde, kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılan dişlerin her biri.
  6. Kanun çalmakta kullanılan mızrap.
  7. Tenekecilerin delik açmak için kullandığı alet, keski.
  8. İşareti.
  9. Tırnak işareti.
  10. Fişek yatağına sürülmüş olan fişeğin veya atıştan sonra kovanın namludan çıkartılmasına yarayan parça.
  11. Alıcı ve göstericide filmin aralı devinimine bağlı olarak çalışan, filmdeki deliklere girerek ya filmin pencere önünde düzgün durmasını ya da aralı devinim düzeneğine bağlı olarak bir resim boyu ilerlemesini sağlayan madenden çıkıntılar. (Buna göre tutucu ve yürütücütırnak çeşitleri vardır.)
  12. Parmakların ucunda bulunan ve üst deriden gelişen keratin yapılar.
  13. (en) Nail.
  14. (en) Fingernail.
  15. (en) Claw.
  16. (en) Toenail.
  17. (en) Hoof.
  18. (en) İnverted commas.
  19. (en) Quotation marks.
  20. (en) Finger nail.
  21. (en) Strut.
  22. (en) Back stop.
  23. (en) Prong.
  24. (en) Trippet.
  25. (en) Extractor.
  26. (en) Pallet.
  27. (en) Point.
  28. (en) Ungula.
  29. (en) Talon.
  30. (en) Tumbler.
  31. (en) Joggle.
  32. (en) Knockout.
  33. (en) Knockup.
  34. (en) Finger.
  35. (en) Finger grip.
  36. (al) Greifer
  37. (fr) Griffe
  38. (fr) Ongle

kadar

  1. Ölçüsünde, derecesinde
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır, ama dalgıçlık kadar da genç işidir. S. F. Abasıyanık
  2. Büyüklüğünde, genişliğinde.
  3. Dek, değin
  4. Gibi
  5. Denli
  6. Süre belirten bir söz
  7. Miktarda, derecede
  8. Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten bir söz
  9. (en) Prep. by.
  10. (en) As much as.
  11. (en) As far as.
  12. (en) Up to.
  13. (en) Until.
  14. (en) Till.
  15. (en) İnasmuch as.
  16. (en) So long as.
  17. (en) Pending.
  18. (en) As big as.
  19. (en) About.
  20. (en) Or so.
  21. (en) Something like.
  22. (en) Amount.
  23. (en) Degre.
  24. (en) As many as.

şey

  1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
    Örnek: Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
  2. Nesne, madde
    Örnek: Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
  3. Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
  4. (Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
  5. Bk. nesne
  6. (en) Thing.
  7. (en) Stuff.
  8. (en) Object.
  9. (en) Matter.
  10. (en) Article.
  11. (en) Affair.
  12. (en) Chose.
  13. (en) Concern.
  14. (en) Doing.
  15. (en) Doings.
  16. (en) Doodad.
  17. (en) Doohickey.
  18. (en) Lark.
  19. (en) Thingumabob.
  20. (en) Thingumajig.
  21. (en) Thingummy.
  22. (en) Whosit.
  23. (en) Business.
  24. (en) Thingamajig.
  25. (en) What-d’you-call-him/-her/-it.
  26. (en) What’s-his/-her/-its-name.
  27. (en) Well.
  28. (en) What-do-you-call-it.
  29. (en) Jinx.
  30. (en) Jolly.
  31. (fr) Chose
  32. (la) Res; skolastikte: ens

nesne

  1. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
    Örnek: Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
  2. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
  3. Öznenin dışında kalan her konu, obje
    Örnek: Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
  4. (Derleme., belirtilinesne, -i’li tümleç, -i’linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
  5. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
  6. (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
  7. Şey, herhangi bir şey.
  8. (en) Object.
  9. (en) Objective.
  10. (en) Article.
  11. (en) Body.
  12. (en) Charm.
  13. (en) Chose.
  14. (en) Determined direct object.
  15. (en) Objective case.
  16. (en) Stuff.
  17. (en) Thing.
  18. (en) Thingamajig.
  19. (en) Anything şey.
  20. (en) Obje.
  21. (en) Object obje.
  22. (en) Direct object.
  23. (en) Anything.
  24. (al) Gegenstand
  25. (fr) Objet
  26. (fr) Complément direct déterminé, object
  27. (la) Objectum

thumbnail  

  1. Başparmak tırnağı
  2. Tırnak kadar şey
  3. Başparmak tırnağı kadar
  4. Kısa.

insan

  1. İki eli olan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
  2. Bu türden olan canlı.
  3. Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı
    Örnek: O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar. H. Taner
  4. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).
  5. Memeliler (Mammalia) sınıfının,insangiller (Hominidae) familyasından, iki ayağı üzerinde duran ve yürüyen, kolları kısa, vücudunun birçok yerlerinde tüyler azalmış, çeneleri belirli, beyinleri çok gelişmiş, kafatası yuvarlak ve yüz açısı yüksek, konuşabilen tek yaratık.
  6. (Bu kelimenin aslı, lugat alimlerince “ins” den geldiği söylenir. Kamusta da kufiun’a göre “Nisyan” kelimesinden geldiği zikredilmektedir.)Akıl, şuur ve iman ile diğer canlılardan ayrı, Cenab-ı Hakk’ın en mükerrem yarattığı mahluku olup, Rabbani ni’metleri unutkanlığı dolayısıyla insan denilmiş.
  7. (en) Hominid.
  8. (en) Human.
  9. (en) Bird.
  10. (en) Character.
  11. (en) İndividual.
  12. (en) Decent person.
  13. (en) Beggar.
  14. (en) Modern man.
  15. (en) Anthropo-.
  16. (en) Human being.
  17. (en) Humanity.
  18. (en) Microcosm.
  19. (en) Mortal.
  20. (en) Naked ape.
  21. (en) Spirit.
  22. (en) Wight.
  23. (en) Born of woman.
  24. (en) Lords of creation.
  25. (en) Person.
  26. (en) Humane.
  27. (en) Homo sapiens.
  28. (en) Fellow man.
  29. (fr) Homme
  30. (la) Homo sapiens

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir