Home / Genel / ufak delikler açmak

ufak delikler açmak

ufak delikler açmak ne demek? ufak delikler açmak anlamı nedir? ufak delikler açmak gibi soruların yanıtı ve ufak delikler açmak ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. ufak delikler açmak ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. ufak delikler açmak kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

ufak delikler açmak

  1. (en) Pink

Türetilmiş Kelimeler (bis)

ufak, ufak araba, ufak at, ufak at da civcivler yesin, ufak balık, ufak çapta, ufak para, ufak tefek, ufak ufak, ufak

ufak

  1. Boyutları normalden küçük.
  2. Yaşça daha küçük olan
  3. Makam, derece bakımından geri olan
    Örnek: Ufak bir memuriyet de olsa olurdu. O. Kemal
  4. Önemsiz, çok az
    Örnek: Ufak bir ameliyatla yüzük kesilip alındı. R. N. Güntekin
  5. (en) Small.
  6. (en) Little.
  7. (en) Petit.
  8. (en) Petty.
  9. (en) Piccolo.
  10. (en) Peddling.
  11. (en) Scrubby.
  12. (en) Tiddly.
  13. (en) Micro-.
  14. (en) İnconsiderable.
  15. (en) Slight.
  16. (en) Minor.
  17. (en) Trivial.
  18. (en) İnsignificant.
  19. (en) Trifling.

delik

  1. Dar, küçük açıklık.
  2. Dar, küçük çukur
    Örnek: Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı. S. F. Abasıyanık
  3. Küçük hayvan yuvası.
  4. Delinmiş olan
    Örnek: Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum. H. S. Tanrıöver
  5. Cezaevi.
  6. Filmin ya da mıknatıslı kuşağın çeşitli sinema araçlarında düzenli yürümesini sağlamak amacıyla, bu araçlardaki dişlere uygun biçimde tek ya da iki yanında, düzenli aralıklarla uzunlamasına sıralanan belirli boy ve biçimdeki boşluklar.
  7. Hurma ve yağdan yapılan bir yemek.
  8. (en) Perforation hole, perforation, sprocket hole.
  9. (en) Hole.
  10. (en) Hollow.
  11. (en) Opening.
  12. (en) Aperture.
  13. (en) Bore.
  14. (en) Prison.
  15. (en) Cavity.
  16. (en) Mortice.
  17. (en) Mortise.
  18. (en) Perforation.
  19. (en) Port.
  20. (en) Slot.
  21. (en) Stir.
  22. (en) Vent.
  23. (en) Ventage.
  24. (en) Venthole.
  25. (en) Blowout.
  26. (en) Leaky.
  27. (en) Nutcase.
  28. (en) Orifice.
  29. (en) Outlet.
  30. (en) Prick.
  31. (en) Rent.
  32. (en) Jail.
  33. (en) Socket.
  34. (en) Mesh.
  35. (en) Leak.
  36. (en) Tunnel.
  37. (en) Pore.
  38. (en) Puncture.
  39. (al) Perforation, Perforationsloch
  40. (fr) Perforation

açmak

  1. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek
    Örnek: Kapıyı açan hizmetçi benim kadın olduğumu anlamadı. S. F. Abasıyanık
  2. Bir şeyin kapağını veya örtüsünü kaldırmak
    Örnek: Örtüyü açmaya mecburum. R. H. Karay
  3. Engeli kaldırmak.
  4. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak
    Örnek: Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı. M. Ş. Esendal
  5. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak.
  6. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak.
  7. Çevresini genişletmek.
  8. Birbirinden uzaklaştırmak.
  9. Almacı çalıştırmak için düğmeye basmak ya da düğmeyi çevirmek.
  10. (en) Offer.
  11. (en) Lead.
  12. (en) Uncurl.
  13. (en) Unpin.
  14. (en) Clear off.
  15. (en) Decompress.
  16. (en) Open.
  17. (en) Elaborate.
  18. (en) Open up.
  19. (en) Uncover.
  20. (en) Unclose.
  21. (en) Unwrap.
  22. (en) Clear away.
  23. (en) Clear.
  24. (en) Clear up.
  25. (en) Expand.
  26. (en) Open out.
  27. (en) Spread out.
  28. (en) Unfold.
  29. (en) Unfurl.
  30. (en) Untie.
  31. (en) Undo.
  32. (en) Unbind.
  33. (en) Unlock.
  34. (en) Turn on.
  35. (en) Switch on.
  36. (en) Ring up.
  37. (en) Disclose.
  38. (en) Sharpen.
  39. (en) Whet.
  40. (en) Bring up in conversation.
  41. (en) Bring up the.
  42. (en) Bare.
  43. (en) Break.
  44. (en) Confide.
  45. (en) Dilate.
  46. (en) Expose.
  47. (en) Sink.
  48. (en) Spread.
  49. (en) Unloosen.
  50. (en) Unwind.
  51. (en) Power on.
  52. (en) To open.
  53. (en) To uncover.
  54. (en) To unfold.
  55. (en) To spread.
  56. (en) To shave off.
  57. (en) To clear up.
  58. (en) To inaugurate.
  59. (en) To untie.
  60. (en) To unravel.
  61. (en) To solve.
  62. (en) To make lighter.
  63. (en) To disclose / to mention.
  64. (en) To let know.
  65. (en) To suit a person.
  66. (al) Einschalten, zuschalten
  67. (fr) Allumer

pink  

  1. Pembe renk
  2. Karanfil, bot
  3. Bıçaklamak
  4. Ufak delikler açmak
  5. Kenarını kertikli kesmek
  6. İng
  7. Delmek (süngü ile), saplamak, kenarını zikzaklı kesmek, kenarını oyalamak, kliketli çalışmak (araba)

boyut

  1. Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı.
  2. Nitelik, genişlik, kapsam
    Örnek: Macarların kukla tiyatrosunu seyrederken de aynı inanılmaz boyutlara vardığını görmüştüm. H. Taner
  3. Durum
    Örnek: Yeni boyutlar, düşünme olanakları kazandığımı sanarak ayrıldım tiyatrodan. N. Cumalı
  4. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut.
  5. Veri yapısının uzunluğu.
  6. Bir yöndeki büyüklük.
  7. (en) Size.
  8. (en) Dimension.
  9. (en) Format.
  10. (en) Extent.
  11. (en) Dimensions.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir