Home / Genel / zorla hizmete almak

zorla hizmete almak

zorla hizmete almak ne demek? zorla hizmete almak anlamı nedir? zorla hizmete almak gibi soruların yanıtı ve zorla hizmete almak ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. zorla hizmete almak ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. zorla hizmete almak kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

zorla hizmete almak

  1. (en) Press

Türetilmiş Kelimeler (bis)

zorla, zorla açan kimse, zorla alacağını istemek, zorla alan kimse, zorla alarak, dinozorlar, dinozorlaşma, dinozorlaşmak, geçim zorluğu, zorla

zorla

  1. Zor kullanarak, cebren, zecren, metazori
    Örnek: Ona da bu hakikati zorla kabul ettirecekti. Ö. Seyfettin
  2. İstemeyerek, isteksiz olarak, zoraki
    Örnek: Adama beş lira verdik, zorla başımızdan savdık. B. Felek
  3. (en) At the point of the bayonet.
  4. (en) Constrainedly.
  5. (en) By force.
  6. (en) Forcibly.
  7. (en) Hard.
  8. (en) Hardly.
  9. (en) Only just.
  10. (en) Perforce.
  11. (en) By violence.
  12. (en) Under compulsion.
  13. (en) Bulldoze.
  14. (en) Under coercion.
  15. (en) By the head and heels.

almak

  1. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
    Örnek: Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı
  2. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
  3. Birlikte götürmek.
  4. Satın almak
    Örnek: Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan. N. Cumalı
  5. Ele geçirmek, fethetmek
    Örnek: Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş. Ö. Seyfettin
  6. İçine sığmak.
  7. Kabul etmek.
  8. Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
  9. Bk. çevirmek
  10. (en) Take on.
  11. (en) Occupy.
  12. (en) Get.
  13. (en) Take.
  14. (en) Receive.
  15. (en) Accept.
  16. (en) Take in.
  17. (en) Seize.
  18. (en) Capture.
  19. (en) Conquer.
  20. (en) Pick up.
  21. (en) Gain.
  22. (en) Put on.
  23. (en) Admit.
  24. (en) Assume.
  25. (en) Borrow.
  26. (en) Collect.
  27. (en) Come in.
  28. (en) Divest smb.
  29. (en) Draw.
  30. (en) Enter on.
  31. (en) Enter upon.
  32. (en) Enucleate.
  33. (en) Excise.
  34. (en) Extract.
  35. (en) Fetch.
  36. (en) Garner.
  37. (en) Have.
  38. (en) Help one.
  39. (en) Claim.
  40. (en) Derive.
  41. (en) Hold.
  42. (en) Keep.
  43. (en) Obtain.
  44. (en) Score.
  45. (en) Secure.
  46. (en) Trade.
  47. (en) To take.
  48. (en) To get.
  49. (en) To receive.
  50. (en) To buy.
  51. (en) To take sb in marriage.
  52. (en) To hold.
  53. (en) To take along.
  54. (en) To call for.
  55. (en) To capture.
  56. (en) To conquer.
  57. (en) To catch.
  58. (en) To take on.
  59. (en) To hire.
  60. (en) To employ.
  61. (en) To move.
  62. (en) To remove.
  63. (en) To take away.
  64. (en) To sweep.
  65. (en) To clean.
  66. (en) To dust.
  67. (en) To sense.
  68. (en) To smell.
  69. (en) To purchase.
  70. (en) To marry a girl.
  71. (en) To be able to contain.

çevirmek

  1. Bir şeyin yönünü değiştirmek
    Örnek: Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. Y. Z. Ortaç
  2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
    Örnek: Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. Ö. Seyfettin
  3. Döndürerek hareket ettirmek
    Örnek: Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi. S. F. Abasıyanık
  4. Yönetmek, idare etmek
    Örnek: Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor. H. Taner
  5. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek.
  6. Geri göndermek.
  7. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.
  8. Çevrilemek, tevil etmek.
  9. Çevirim eylemi.
  10. (en) Shoot, take, film, cinematograph.
  11. (en) Turn.
  12. (en) Spin.
  13. (en) Upturn.
  14. (en) Exchange.
  15. (en) Roll.
  16. (en) Twirl.
  17. (en) Change to.
  18. (en) Bend.
  19. (en) Besiege.
  20. (en) Channel.
  21. (en) Direct.
  22. (en) Revolve.
  23. (en) Sweep.
  24. (en) To turn.
  25. (en) To rotate.
  26. (en) Revert.
  27. (en) Assemble.
  28. (en) Bowl.
  29. (en) Pull.
  30. (en) Turn over.
  31. (en) Dial.
  32. (en) Turn into.
  33. (en) Switch to.
  34. (en) Translate into.
  35. (en) Translate.
  36. (en) İnterpret.
  37. (en) Encircle.
  38. (en) Surround.
  39. (en) Enclose.
  40. (en) İnclose.
  41. (en) Avert.
  42. (en) Commute.
  43. (en) Convert.
  44. (en) Decline.
  45. (en) Deflect.
  46. (en) Divert.
  47. (en) Hedge in.
  48. (en) Hedge round.
  49. (en) Manage.
  50. (en) Point.
  51. (en) Point on.
  52. (en) Train.
  53. (en) Twine.
  54. (en) Twist.
  55. (en) To manage.
  56. (en) To refuse.
  57. (en) To return.
  58. (en) To reject.
  59. (en) To turn inside out.
  60. (en) To interpret.
  61. (en) To translate.
  62. (en) To enclose.
  63. (en) To surround.
  64. (en) To encircle.
  65. (en) To alter.
  66. (en) To administer.
  67. (en) To handle.
  68. (en) To wheel.
  69. (en) To swing.
  70. (en) To crank.
  71. (en) To commutate.
  72. (al) Drehen, filmen, verfilmen, aufnehmen, filmaufnehmen
  73. (fr) Tourner, filmer, ciné-matographier, faire un film, prendre (un film)

press  

  1. Zorla hizmete almak
  2. Bahriye hizmetine zorlamak
  3. Askerliğe, özellikle bahriyeye zorla alma
  4. Basın, basılmış şeyler ve özellikle gazeteler
  5. Basın mensupları
  6. Gazete yazısı
  7. Matbaa makinası
  8. Matbaa, basımevi
  9. Baskı tezgâhı
  10. Pres, cendere, mengene
  11. Sıkıştırma
  12. Kalabalık, yığışma
  13. Sıkışma, acele, baskı, iş çokluğu
  14. Baskı sanatı
  15. Elbise dolabı
  16. (giyside) ütü
  17. Basmak
  18. Sıkmak, sıkıştırmak
  19. Sıkıp suyunu veya yağını almak, özsuyunu almak
  20. Sıkıştırmak, baskı yapmak, zorlamak, üstüne düşmek, ısrar etmek
  21. Sıkıca sarılmak
  22. Zorlamak
  23. Hızlı sürmek, çok koşturmak
  24. Ütülemek
  25. Kitle halinde ilerlemek
  26. Baskı yapmak, sıkıştırmak, sıkmak, basmak, sıkmak (limon vb.), topluca ilerlemek, zorlamak, ütülemek, preslemek, acil olmak

pres

  1. İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet, mengene.
  2. Üzüm, elma, zeytin vb. meyve sebzeleri sıkarak suyunu, yağını çıkarmakta kullanılan alet veya araç, cendere.
  3. Baskı.
  4. Genellikle geniş yüzeyli işleri sıkıştırmaya yarayan aygıt.
  5. Bk. kaplama presi
  6. Bk. pres
  7. (en) Presser.
  8. (en) Pressing machine.
  9. (en) Extractor.
  10. (en) Present tense.
  11. (en) Average Daily Station Pressure Based on eight 3-hourly observations per day Units expressed in thousandths of inches of Mercury.
  12. (en) Presumption.
  13. (en) The CMS preshower.
  14. (en) Press.
  15. (en) Squeezer.
  16. (en) Pressure.
  17. (en) Juicer.
  18. (en) Crusher.
  19. (en) Mangle.
  20. (en) Present.
  21. (al) Press

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir