Home / Genel / zorla içeriye sokmak

zorla içeriye sokmak

zorla içeriye sokmak ne demek? zorla içeriye sokmak anlamı nedir? zorla içeriye sokmak gibi soruların yanıtı ve zorla içeriye sokmak ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. zorla içeriye sokmak ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. zorla içeriye sokmak kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

zorla içeriye sokmak

  1. (en) İntrude

Türetilmiş Kelimeler (bis)

zorla, zorla açan kimse, zorla alacağını istemek, zorla alan kimse, zorla alarak, dinozorlar, dinozorlaşma, dinozorlaşmak, geçim zorluğu, zorla

zorla

  1. Zor kullanarak, cebren, zecren, metazori
    Örnek: Ona da bu hakikati zorla kabul ettirecekti. Ö. Seyfettin
  2. İstemeyerek, isteksiz olarak, zoraki
    Örnek: Adama beş lira verdik, zorla başımızdan savdık. B. Felek
  3. (en) At the point of the bayonet.
  4. (en) Constrainedly.
  5. (en) By force.
  6. (en) Forcibly.
  7. (en) Hard.
  8. (en) Hardly.
  9. (en) Only just.
  10. (en) Perforce.
  11. (en) By violence.
  12. (en) Under compulsion.
  13. (en) Bulldoze.
  14. (en) Under coercion.
  15. (en) By the head and heels.

içeriye

  1. (en) İnside, within, inwards, inwardly, indoors.

sokmak

  1. İçine veya arasına girmesini sağlamak.
  2. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak
    Örnek: Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu. F. R. Atay
  3. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak.
  4. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek
    Örnek: Otların arasında bacaklarını yılan sokar. R. N. Güntekin
  5. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek.
  6. Belli etmeden kötü bir malı vermek.
  7. Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek
    Örnek: Asım, fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken, araya -Olmaz mı dersiniz, ne dersiniz?- gibi sualler sokuyor, cevap istiyordu. R. H. Karay
  8. Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek.
  9. (en) Send.
  10. (en) Strike.
  11. (en) Spatchcock.
  12. (en) Stick.
  13. (en) İnsert.
  14. (en) Let in.
  15. (en) Take into.
  16. (en) Thrust.
  17. (en) Tuck in.
  18. (en) Tuck.
  19. (en) Dig into.
  20. (en) Drive.
  21. (en) Put in.
  22. (en) Enter.
  23. (en) İnstill.
  24. (en) Sting.
  25. (en) Bite.
  26. (en) Drag.
  27. (en) Engraft.
  28. (en) İmmerse.
  29. (en) İmplicate.
  30. (en) İngraft.
  31. (en) İnject.
  32. (en) İnstil.
  33. (en) İnvolve.
  34. (en) Land.
  35. (en) Pitchfork.
  36. (en) Poke.
  37. (en) Sink into.
  38. (en) Slide in.
  39. (en) Work.
  40. (en) Embed.
  41. (en) Prick.
  42. (en) To thrust into.
  43. (en) İntroduce.
  44. (en) To let in.
  45. (en) To sting.
  46. (en) To insert.
  47. (en) To stick in.
  48. (en) To put in.
  49. (en) To plunge into.
  50. (en) To dip.
  51. (en) To poke.
  52. (en) To bite.
  53. (en) To introduce.
  54. (en) To involve.
  55. (en) To embroil.
  56. (en) To put sb through sth.
  57. (en) To put to.
  58. (en) To insert in.
  59. (en) To thrust in.
  60. (en) To shove in.
  61. (en) To let sb / sth in.
  62. (en) To admit sb / sth to a place.
  63. (en) To allow sb to enter.
  64. (en) To dip in.
  65. (en) To pierce.
  66. (en) To stick.
  67. (en) To induct.
  68. (en) To admit.
  69. (en) To immerse.
  70. (en) To import.
  71. (en) To penetrate.

intrude  

  1. Zorla sokmak, zorla sokulmak, izinsiz girmek, tecavüz etmek, davetsiz gelmek
  2. Zorla içeriye sokmak
  3. İstenilmeyen bir yere müsaadesiz ve davetsiz girmek
  4. Tabakalar arasına sokmak (volkanik kaya) .

zor

  1. Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık
    Örnek: Onun için hiçbir zorum, sıkıntım yokmuş gibi, ara sıra denize taşlarımı atmakta devam ederek hızlı hızlı yürüdüm. R. N. Güntekin
  2. Yüküm, mecburiyet
    Örnek: Artık kızının evinde kalışının zordan olduğunu biliyordu. N. Cumalı
  3. Baskı
    Örnek: Hocaların zoru ile çıkarılmış olan bu kanun yürümedi. M. Ş. Esendal
  4. Sıkıntı veya güçlükle yapılan, kolay karşıtı
    Örnek: Sabır güzel, faydalı; fakat zor şeydir. B. Felek
  5. Güçlükle, zorla
    Örnek: El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kütlesini zor zapt ediyorlardı. H. Taner
  6. “Yapamazsın” anlamında kullanılan bir söz.
  7. (en) Complicated.
  8. (en) Compulsion.
  9. (en) Thorny.
  10. (en) Ticklish.
  11. (en) Tough.
  12. (en) Obligation.
  13. (en) Necessity.
  14. (en) Trouble.
  15. (en) Difficulty.
  16. (en) Worry.
  17. (en) Problem.
  18. (en) Austere.
  19. (en) Arduous.
  20. (en) Baffling.
  21. (en) Crucial.
  22. (en) Cruel.
  23. (en) Difficult.
  24. (en) Exacting.
  25. (en) Formidable.
  26. (en) Hairy.
  27. (en) Hard.
  28. (en) İnconvenient.
  29. (en) Knotty.
  30. (en) Mean.
  31. (en) Rough.
  32. (en) Sticky.
  33. (en) Stiff.
  34. (en) Tight.
  35. (en) Trickish.
  36. (en) Uneasy.
  37. (en) Constraint.
  38. (en) Force.
  39. (en) Main.
  40. (en) Might.
  41. (en) Strain.
  42. (en) Trick.
  43. (en) Troublesome.
  44. (en) Dodgy.
  45. (en) Heavy.
  46. (en) İmpetus.
  47. (en) İnvolute.
  48. (en) Parlous.
  49. (en) Stress.
  50. (en) Stronghand.
  51. (en) Tight / adj adv / sıkı , gergin ; su geçirmeye.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir