Home / Genel / zorluk çeken

zorluk çeken

zorluk çeken ne demek? zorluk çeken anlamı nedir? zorluk çeken gibi soruların yanıtı ve zorluk çeken ile ilgili türetilmiş kelimeler ve örnek kullanımları yer alır. Ayrıca ingilizce almanca gibi diller içindeki kullanımı örnekleri ile açıklanmıştır. zorluk çeken ile ilgili yorumları inceleyebilir veya yorumlarınızı belirtebilirsiniz. zorluk çeken kök yapıları, kelime kökeni, çeviriler ve daha fazla tanım.

zorluk çeken

  1. (en) Tight

Türetilmiş Kelimeler (bis)

zorla, zorla açan kimse, zorla alacağını istemek, zorla alan kimse, zorla alarak, dinozorlar, dinozorlaşma, dinozorlaşmak, geçim zorluğu, zorla

zorluk

  1. Sıkıntı veya güçlükle yapılma durumu, zor olma, güçlük
    Örnek: Seyfi, zorluk karşısında kalırsa, birini yakalayıp silah atmadan buraya dönecek. S. Kocagöz
  2. (en) Adversity.
  3. (en) Arduousness.
  4. (en) Complexity.
  5. (en) Complication.
  6. (en) Difficulty.
  7. (en) Entanglement.
  8. (en) Gaff.
  9. (en) Grueling.
  10. (en) Gruelling.
  11. (en) Hardness.
  12. (en) Hardship.
  13. (en) Hassle.
  14. (en) Hobble.
  15. (en) Rigor.
  16. (en) Rigour.
  17. (en) Rough.
  18. (en) Strain.
  19. (en) Stumbling block.
  20. (en) Tightness.
  21. (en) Toughness.
  22. (en) Austerity.
  23. (en) Bother.
  24. (en) Necessity.
  25. (en) Trouble.
  26. (en) Harness.
  27. (en) Difficulties.
  28. (en) Hole.
  29. (en) Severity.

çeken

  1. Arabada hamutun iki yanına takılan kayış şerit. (Yuva *Bucak -Burdur)

tight  

  1. Sıkı, gergin
  2. Akmaz, sızmaz, su geçmez
  3. Dar
  4. Sıkışık
  5. Dili eli sıkı, cimri
  6. Dili müşkül, zor
  7. Zorluk çeken
  8. Tıkanmış
  9. Ucu ucuna
  10. Sıkı gerilmiş (ip)
  11. Kesat
  12. (argo) sarhoş
  13. Tedariki güç
  14. Kısaltılmış (üslup)
  15. Sımsıkı
  16. Sıkı, dar, gergin, kasılmış, sızdırmaz, zor, kritik, kısa ve özlü, cimri, eli sıkı, başabaş, sarhoş

sıkıntı

  1. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet
    Örnek: İçinin sıkıntısını mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı. P. Safa
  2. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, meşakkat, mihnet
    Örnek: Sıkıntı ve ıstırapla sağa sola döndüm. A. Gündüz
  3. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
    Örnek: İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim. S. F. Abasıyanık
  4. Darlık, yokluk
    Örnek: Bu kış yine, kok kömürü sıkıntısı baş gösterecekmiş. H. Taner
  5. Sorun, problem, mesele
  6. Müzâyaka.
  7. (en) Affliction.
  8. (en) Hardship.
  9. (en) İnconvenience.
  10. (en) Knock.
  11. (en) Oppression.
  12. (en) Pressure.
  13. (en) Financial difficulties / straits.
  14. (en) Blinking / adj , adv.
  15. (en) Blues.
  16. (en) Distressing.
  17. (en) Disturbance.
  18. (en) Boredom.
  19. (en) Heebie-jeebies.
  20. (en) Bore.
  21. (en) Megrims.
  22. (en) Gloom.
  23. (en) The megrims.
  24. (en) Gloominess.
  25. (en) Straits.
  26. (en) Bother.
  27. (en) Dire straits.
  28. (en) Botheration.
  29. (en) Toils.
  30. (en) Trouble.
  31. (en) Willies.
  32. (en) Difficulty.
  33. (en) Discomfort.
  34. (en) Distress.
  35. (en) Adversity.
  36. (en) Agitation.
  37. (en) Annoyance.
  38. (en) Anxiety.
  39. (en) Doldrums.
  40. (en) Draft.
  41. (en) Embarrassment.
  42. (en) Rigour.
  43. (en) Shortage.
  44. (en) Stress.
  45. (en) Tribulation.
  46. (en) Want.
  47. (en) Weight.
  48. (en) Worry.
  49. (en) Financial straits.
  50. (en) Depression.
  51. (en) Drag.
  52. (en) Flipping.
  53. (en) Fret.
  54. (en) Gripe.
  55. (en) İncubus.
  56. (en) Malaise.
  57. (en) Mire.
  58. (en) Oppressio.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir